UV Baskı:

Ultraviyole (UV) Baskı, nesne üzerindeki boyanın, baskı gerçekleştikten birkaç salise sonra kurumasına imkân sağlayan baskı tekniğidir. Bu yeni teknik, otomotivden telekomünikasyona, grafik sanatlarından dekorasyona kadar pek çok sektörde benimsendi. Giderek gelişmekte olan bu tekniğin diğer endüstriyel baskı tekniklerinden farkı, boyada mevcut olan kimyasal çözücülerin işlem esnasında kurutulması, böylece çevreye ve ozona yayılacak olan zararlı maddelerin minimuma indirilmesini sağlıyor olmasıdır. Çevre dostu karakteri, artan kalitesi, performans verimliliği, geleneksel su ve solvent bazlı tekniklere alternatif olması gibi özellikleri sayesinde yılda %10 büyüdü. UV baskı süreci, ısı yerine ışık kullanılmasıyla fotokimyasal bir reaksiyona dayanmış olur. Sıvı monomerler ve oligomerler, az oranda foto-initiatör ile karıştırılarak UV enerjisine maruz kalır. Birkaç saniye içinde mürekkep anında sertleşir. Bu faktör, üretim döngü süresini azaltmakta ve en önemli ekonomik faktörlerden biri olan sermaye tasarrufunu sağlamakta ve nakit akışını artırmaktadır. Her gün raflarda görmekte olduğumuz ürünlerin ambalajları ve etiketleri, telefon kapları, kişisel kartvizitler bu teknik ile basılmaktadır. UV baskının en büyük avantajı ise güneş, su gibi çevre şartlarından etkilenerek renklerin solması yahut silinmesi gibi olumsuz durumları en aza indirmesidir.

Lazer Baskı:

Tarihteki ilk yerini el oymacılığı ile alan lazer baskı, her türlü metal, cam, ahşap, mermer, kristal, porselen, deri gibi materyalin lazer ışığı ile kazınarak ya da yakılarak markalanması işlemidir. Ürünün mukavemetine göre bu ışınların kuvveti de değişiklik göstermektedir. Lazer baskıyı diğer baskı tekniklerinden ayıran en büyük özellik, baskının silinmesinin mümkün olmamasıdır. Herhangi bir zorlamaya maruz bırakılmadığı müddetçe, baskıda hiçbir deformasyon oluşmayacaktır. Bunlarla beraber, lazer baskı tekniğinde renk seçeneği bulunmamaktadır. Ürünün hammaddesi yani zemin rengi bize genellikle baskı rengini vermektedir. Ancak bazı durumlarda, örneğin; metalle kaplanmış, boyanmış, temperlenmiş (kontrol altındaki ısı sayesinde lazer markalama) ya da anodize edilmiş (metal yüzeyde ince oksit film tabakası oluşturulması) olması, yüzeylerde renk farkı meydana getirebilmektedir. Lazer baskının yapımındaki bir diğer husus ise, geri dönüşü olmayan bir baskı tekniği olmasından ötürü, baskı öncesi tasarım çalışmalarının büyük önem arz etmesidir. Kaliteli bir baskı elde edebilmek için Adobe Illustrator, CorelDraw ya da Freehand gibi vektörel programlarda grafik tasarım çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Bu çalışmaların yapılması ardından istenilen boyuttaki baskı istenilen kalitede gerçekleşecektir.

Gofre Baskı:

Kağıdın, baskı esnasında boyalı veya boyasız olarak kabartılması işlemidir. Gofraj işleminin en iyi şekilde gerçekleşmesi için öncelikle dişi klişenin, ve dişi klişeye en uygun erkek klişenin çinko veya fotopolimer maddelerinden üretilmesi gerekmektedir. Gofre baskılarından en iyi sonuç bu şekilde elde edilmektedir. Eskiden bu klişeler tahtaya veya metale gravür uygulanarak oluşturuluyordu. Günümüzde ise bu klişeler artık erozyon yöntemi ile hazırlanabilmektedir. Daha sonra baskısı yapılan kağıda, farklı bir makinede bu klişe aracılığıyla pres uygulanarak kağıdın kabarması sağlanır. Gofre baskının diğer baskı tekniklerinden farkı, çok fazla güç sarf eden makinalar kullanılarak basılmasıdır. Günümüzde pek çok ürünün ambalajı, kitap, ajanda, defter kapakları ve kartvizitler bu yöntem ile çok daha değerli, gösterişli bir hava kazanabilmekte, akılda kalıcı bir görünüme sahip olabilmektedir. İsteğe göre gofre işlemi sıcak yaldızla birlikte uygulanabilmekte ve estetik bir görünüm kazanmaktadır.

Serigraf Baskı:

Metal veya ahşap bir çerçeveye gerilen dokumaya, hassaslaştırılmış emülsiyon olarak adlandırılan kimyasalların sürülmesi ardından baskısı gerçekleşecek olan yazı veya desenin pozlama makinası ışığında pozlanması ve bir sıyırıcı (rakle) yardımı ile kumaş, cam, seramik, metal levha, ahşap veya kağıt gibi farklı yüzeyler üzerinde pozlanmış alanlara serigrafi mürekkebinin geçirilmesi ve pozlanmamış alanların boş bırakılması işlemidir. Çinliler tarafından geliştirilen ve kökleri 2000 yıl öncesine dayanan bu teknikte, ilk olarak insan saçından yapılmış dokumalar kullanılmış ve daha sonra Japonlar tarafından ipek dokuma geliştirilmiştir. 1. Dünya savaşı öncesinde endüstriyel bazda baskıcılığın gelişmesi ile, dokuma türleri de farklılaştırılmış, ipek dokuma yanı sıra polyester ve metal dokumalar da geliştirilmiştir. Bugün, kimyasallara karşı çok dayanıklı olan polyester dokuma, uzun süre kullanılabilirliği ve ekonomik olması sebebiyle çok daha yaygındır. Her gün görmekte olduğumuz birçok üründe serigrafi baskı tekniği kullanılmaktadır.

Tampon Baskı:

Tampon baskı, genel tanımı ile, serigrafi baskı tekniğinde kullanılan ipeğin erişemediği her türlü düz, kavisli, buruşuk yüzeyler üzerine, yüksek çözünürlükte; golf topu, çakmak, kalem gibi küçük ebatlardaki ürünlere, baskı yapılabilmesine imkan sağlayan baskı tekniğidir. Klişe üzerine kaplanan mürekkep, bıçak ile sıyırılırken baskı tamponu nesne üzerinde onu kaplayacak şekilde konuşlanır. Baskı tamponu, klişe üzerindeki mürekkebi alır ve nesne üzerine baskı uygular. Bu esnada mürekkep, baskı tamponundan nesneye geçiş yapar. Tampon baskının kökleri 200 yıl öncesine dayanıyor. İlk baskı, görüntüyü aktarmak için yumuşak bir jelatin maddesi kullanılarak yapılmıştır. Tüm transfer işlemleri el yordamıyla yapılıyordu. İlk mekanik ped kullanılarak yapılan endüstriyel uygulama, İsviçre?de saat kadranlarını basmak üzere gerçekleştirilmiş, ardından bu teknik Alman bir firma tarafından porselen Çin bebeklerini basmak için çok renkli baskı yapacak şekilde geliştirilmiştir. Jelatinin yerine, İkinci Dünya Savaşı sonrasında silikon alaşımı kullanılageldi. Silikon transfer yastıklarının gelişmesiyle birlikte, tampon baskı süreci, sanayi ürünlerinde çok titiz bir yöntem haline geldi.